Toplum genellikle başarı hikâyelerini anlatır. Zorluklara rağmen devam edenleri alkışlar, pes etmeyenleri örnek gösterir. Bu nedenle vazgeçmek çoğu zaman bir zayıflık, başarısızlık ya da yenilgi olarak görülür. Oysa her zaman devam etmek doğru olan değildir. Bazen vazgeçmek de büyük bir cesaret ister.
İnsanlar hayatta birçok şeye tutunur. Bir ilişkiye, bir hayale, bir işe ya da artık kendilerine zarar veren bir alışkanlığa. Çoğu zaman bu şeylerin sona erdiğini fark etseler bile bırakmakta zorlanırlar. Çünkü vazgeçmek, emek verilen zamanı ve harcanan duyguları geride bırakmak anlamına gelir. Ancak sırf geçmişte harcanan emek yüzünden sürdürülmeye çalışılan her durum, geleceği de tüketebilir.
Vazgeçmek aslında kaçmak değildir. Tam tersine, gerçeği kabul etmektir. Bir kapının kapanmış olduğunu görmek, olmayan bir umudun peşinden koşmayı bırakmak ve yeni başlangıçlara yer açmaktır. İnsan bazen ilerlemek için elindekini bırakmak zorundadır. Sürekli sırtında taşıdığı yüklerden kurtulamayan biri, yeni yollar keşfedemez.
Bununla birlikte vazgeçmek her zaman kolay değildir. İnsan duygularıyla, beklentileriyle ve korkularıyla mücadele eder. Kaybetme korkusu, yalnız kalma korkusu ya da başarısız görünme korkusu, kişiyi istemediği durumlarda tutabilir. Fakat gerçek özgürlük, ne zaman savaşacağını ve ne zaman bırakacağını bilmektir.
Sonuç olarak vazgeçmek, sanıldığı gibi her zaman güçsüzlük anlamına gelmez. Bazen insanın kendine duyduğu saygının bir göstergesidir. Hayatın her döneminde karşımıza çıkan seçimlerde önemli olan, körü körüne devam etmek değil, bize iyi gelmeyen şeyleri geride bırakabilecek olgunluğu gösterebilmektir. Çünkü bazı sonlar, aslında daha güzel başlangıçların habercisidir.
Bir Cevap Yazın